
Bir Hak Olarak Eğitim, Bir Engel Olarak Sistem
- zerrinesin
- 20 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Ben eğitimin bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğuna inanıyorum. Ancak engelli bireyler söz konusu olduğunda bu hakkın her zaman eşit ve adil bir şekilde sunulmadığını görüyorum. Benim için bu durum sadece bir istatistik ya da uzaktan izlenen bir sorun değil; toplumun vicdanıyla doğrudan ilgili bir mesele.
Engellilerin eğitim sürecinde karşılaştığı engellerin çoğunun aslında engellerden değil sistemden kaynaklandığını düşünüyorum. Fiziksel erişilebilirliği olmayan okul binaları uygun materyallerin eksikliği, yeterince desteklenmeyen kaynaştırma eğitimi ve önyargılar… Bunların hiçbiri kaçınılmaz değil. Buna rağmen hâlâ birçok engelli öğrenci eğitim hakkına tam olarak ulaşamıyor.
Ben eğitim hakkının yalnızca okula kayıt olmakla sınırlı olmadığını düşünüyorum. Gerçek eğitim hakkı; bireyin ihtiyaçlarına uygun ortamın sağlanması, öğretim yöntemlerinin çeşitlendirilmesi ve öğrencinin kendini güvende ve değerli hissetmesiyle mümkün olur. Ancak ben, engelli öğrencilerin çoğu zaman uyum sağlamak zorunda kalan taraf olarak görüldüğünü fark ediyorum. Oysa sistemin bireye uyum sağlaması gerekir.
Eşitsizliklerin yalnızca maddi olmadığını da görüyorum. Zihinsel ve tutumsal engeller fiziksel engellerden çok daha yıkıcı olabiliyor. Yapamaz, zorlanır, diğer öğrencileri geri bırakır gibi düşüncelerle engelli bireylerin potansiyellerinin baştan sınırlandığına tanık oluyorum. Ben bu bakış açısının, eğitimin ruhuna tamamen aykırı olduğunu düşünüyorum.
Eengelli bireylerin eğitim haklarının kâğıt üzerinde var olmasının yeterli olmadığını hissediyorum. Yasalar, yönetmelikler ve projeler önemli; ama uygulamada karşılığı yoksa anlamını yitiriyor. Ben burada samimi bir toplumsal iradeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Öğretmenlerin desteklenmesi, ailelerin bilgilendirilmesi ve engelli bireylerin karar süreçlerine dâhil edilmesi şart.
Engelli bireylerin eğitimde yaşadığı eşitsizliklerin uzun vadede toplumun tamamını etkilediğine inanıyorum. Eğitimden dışlanan her birey, aslında toplumdan da dışlanmış oluyor. Bu da iş hayatında, sosyal yaşamda ve kamusal alanda derinleşen adaletsizliklere yol açıyor. Ben kapsayıcı bir eğitimin, daha adil bir toplumun temeli olduğunu düşünüyorum.
Ben bu yazıyı yazarken Ben bir HAK çağrısı yapıyorum. Engelli bireylerin eğitime erişimi bir lütuf değil, anayasal ve insani bir haktır. Ben bu hakkın savunulmasının hepimizin sorumluluğu olduğuna inanıyorum.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Eğitim herkes için erişilebilir olmadıkça, kimse gerçekten eşit değildir. Ben engelli bireylerin sesi duyulduğunda, ihtiyaçları ciddiye alındığında ve hakları eksiksiz uygulandığında daha güçlü bir toplum olacağımıza inanıyorum.



Yorumlar